Batıdan gelirken, Ayın koyundan sonra, Doğudan seyirde ise Karacasöğüt'ü dümen suyunuzda bırakıp varırsınız Okluk Koyu'na. Koy aslında Değirmendere bükü diye adlandırılır. Kuzeyden bu büyük koya giriş yaptığınızda sancağınızda İngiliz koyunu görürsünüz. Buraya Dünya savaşında geceleri Alman gemilerini bombalayıp, sabahın ilk ışıkları ile koya sığınıp saklanan İngiliz muhriplerinden dolayı bu isim verilmiştir. Hemen altında koyun tam güneyinde Cumhurbaşkanlığı konutu ve iskelesini görürsünüz. Ve iskele tarafına dümen tutarsanız önce Sadun Boro üstadın diktiği Denizkızı heykelinin yanından geçer, sonra da bir muazzam koy olan Okluk'a ve Denizkızı Kaptan Restaurant'a varırsınız.

Koyu çepeçevre saran, çeşit çeşit ağaçlardan oluşan orman, cam gibi akisler yaratan bir sakin deniz ve karşı sırtlarda demirdeki envai çeşit yerli yabancı tekneler görsel coşku yaratır yüreğinizde. Karaya çıkarsanız Sadun Boro'nun bu cennete yerleri korumak için restaurantımızın yanında bulunan ve1986 yılında ilk kez kaleme aldığı panodaki yazıyı okursunuz.

Orman yolları arıların mevsimi hariç özellikle nisan ve ekim de yağmurun getirdiği, ıslak toprak kokusu eşliğinde dolaşmaya cezbeder insanı. Tepelere varıp da aşağı baktığınızda Sadun Boro'nun ne denli haklı olduğunu anlarsınız. Görüntü hafızalara kazınır. Sabah kahvaltı öncesi botla yapılan bir Değirmendere bükü gezintisi doyumsuzdur. Dışarıda ister Kıran ister Karayel isterse de Lodos hüküm sürsün, içerisi göl gibidir. Bir ya da iki gün asla yetmez. Uzun uzun kalınası bir yerdir Okluk.

Restaurantımıza karadan da ulaşım mevcuttur fakat bir süre toprak yolu takip etmeniz gerekir. Aşağıda denizden ve karadan Marmaris'ten ulaşım için haritalar mecuttur.

Karadan ulaşım için ister Datça yolundan Okluk Koyu sapağına dönebilir ya da Marmaris Muğla yolu üzerinde Taşhan'ı geçtikten sonra sola Karacasöğüt sapağına dönebilirsiniz.